Yemek Devrimi: Fırında Donut

23 Ocak 2013

doughnut_web

Bir yabancı kanalda denk geldim.

“Food Revolution – Jamie Oliver”

Adam bir yemek yapan adam olarak ne kadar hoş ise, o kadar hoş idi… Yemekler iyi, güzel ve lezzetli gözüküyor.

Eee tamam da bu adamın derdi ne? Yemek Devrimi ne? Hayırdır, savaş mı ilan ediyoruz? Neler oluyor? Denizzzz!!!!!!!….

Programda beni çarpan, kulağımı tırmalayan şu oldu: Bir devlet okulunda yemek ile ilgili seçmeli ders konuyor ama Jamie Oliver’ı (Öyle biraz üstün körü anlatmış olabilirim ama adam dünyaca ünlü, şaka değil yani…) yemekhane’ye almıyorlar. İşler biraz daha karışıyor. Polis devreye giriyor. Girmesine izin verilmiyor ama çekim için onay alınıyor. Kısacası arap saçı bir durum. Jamie Oliver’ın yüzünde “Bana bunu nasıl yaparlar?” ifadesinden çok “O gençlere neler yedirdiğinizi neden gizliyorsunuz?” ifadesinin kızgınlığı. Neyse kendi dersine dönüyor. Gençlerle sohbet hali, yemek alışkanlıkları, sevdikleri , sevmedikleri, neler yapabilirler… İçlerinden birisi söz alıyor:

“Kardeşim 13 yaşında ve şeker hastası. Enjeksiyonunu kendi yapıyor ve ailemizde 3 kişiyi şekerden kaybettik. .” ve ağlayarak sözünü tamamlıyor:

“Ben onun gibi olmak istemiyorum, genç ölmek istemiyorum…”

Bir gencin olası kaderini bilmesi ne kadar gerçek olabilir? Veya ne kadar korkutucu mu demeli?

Ve ben işim; şeker işi.. Ben bir pastacıyım!!!

Öncellikle “Food Revolution” olayına girelim. Anlaşma şu: Ben bu konuda uzman değilim. Tamamen eşinin ve mutfağının kadını, 2 bebe annesi olarak konuşuyorum ve yazıyorum. Amacımız şu: Her şeyi zamanında, taze ve günlük tüketmek. Yapay kalorili ürünlerden uzak durmak. Hazır yiyeceklerden ziyade evde muadillerini yapmak. Benim bu işten anladığım bu. Hala ilgili konuda eğitimlerim devam etmekte. Öğrendikçe paylaşımlarım devam edecektir efendim…

Ve bu işe başlamak için Donut’dan daha iyi bir uygulama olamaz dedik;

Mayalanmadan ve kızartma yapmadan sağlıklı donut olur mu? Olur, hem de çok lezzetli olur. İmzamı atarım ben bu reçeteye… :)

Reçetenin başlangıç noktası Peggy Porsche. Biraz ayrı düştük ama 3.denemede bazı değişikliklerle doku ve lezzet olarak aklımda olana ulaştım. 10 dakika içinde reçeteyi hazırlamak mümkün. Sizi oyalayacak olan Buttermilk yapımı… İşlem basit: Buttermilk için verilen ölçüdeki sütü kaynar haline getirip, içine 1/2 adet limon suyu sıkıp, oda sıcaklığında bekletilir.  Kuru malzemeler bir tarafta, akışkan malzemeler bir tarafta, buttermilk ise diğer köşede…

doughnut_web1

Bütün malzemeler kendi içlerinde karıştırılıyor. Sonra hepsi bir kapta buluşturulur. Mikser kullanmanıza gerek kalmadan el çırpıcısı ile rahatça karıştırabilirsiniz. Sonuçta koyu olmayan akışkan bir hamur elde edeceğiz.

doughnut_web2

Piyasa ulaşabileceğiniz metal donut kalıpları var. Bendeki 6 adetli olandı. Hazırlanan hamur bu kalıba fazla geldi. İçinde hamur kabartma tozu olduğu için bekletme konusunda bir risk alarak hamuru 2/3 ü ile pişirme yapıp, kalanı beklettim. Pişme süresi 10-12 dakika olduğu için ikinci pişirme olayında olumsuz bir sonuç ile karşılaşmadım. Hamuru mutlaka ortadaki delik olacak olan çıkıntının tepesine kadar doldurun. Bu şekilde gerçek bir donut görünümü elde edeceksiniz.

doughnut_web4

Önemli bir not:Kalıbı yağladıktan sonra mutlaka bir kağıt peçete ile silin. Yapışmasını önleyecek kadar yağ kalıpta kalacak. Diğer yağ zaten bizim istemediğimiz ve gereksiz olan yağdır. Fırında pişme süresi 10-12 dakika. Renk dönecek ve hafif parmak ile kontrol ettiğinizde bastığınız noktada bir esneklik göreceksiniz. Fırından alıp soğuması için tezgaha alınması artık mümkündür.

doughnut_web3

Şimdi görsel ve lezzet anlamında destek zamanı. Mümkün olduğu kadar sağlıklı ama lezzetli olması peşindeysek bu işe en güzel bitter çikolata ile olur. Şeker oranın en düşük çikolata olarak tercih ettiğimiz bitterden yaklaşık 100gr’lık bir miktar eritme yapıyorsunuz. Eritip, soğuduktan sonra (Temperleme) oda sıcaklığına ulaşmış donutların kalıbın içinde kalan yüzlerini dikkatlice erimiş çikolataya batırıp çıkarıyorsunuz. Lütfen yemek için acele etmeyin. Biraz bekleyin çikolata sertleşsin. :)

doughnut_web5

İsterseniz evde hazırlayabileceğiniz, pudra şekeri ve süt, birazcık gıda boyası şeklinde hazırlayacağınız parlatıcı (glaze) ile daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. Bitmiş hali ile donutlar bir cupcake kağıdı büyüklüğünde olup, tek kişi tarafından gayet net bir şekilde bitiriliyor…

doughnut_web6

Geldiğimiz aşama budur. Mideyi rahatsız etmeden, fazla kalorilere merhaba demeden, bir adet ile nefsimizi keyifli hale getirmek…

doughnut_web_face

 

Bu devrime katılım serbest… Eğer sizinde aklınıza yattıysa veya “Eee ben zaten böyle yemek yapıyorum. ” diyorsanız bizdensiniz demektir. Logosunu kullanmak isterseniz aysemoztas@gmail.com adresine bir mail atın, istediğiniz ölçülerde hazırlayıp gönderelim.

Türkiye’deki Jamie Oliver’ın temsilcisi  Özge Utan.

Twitter sayfası: @FoodRevIST

Facebook sayfası: Gerçek Yemek FoodRev İstanbul

Paylaşmak güzeldir. İlk önce kendimiz sonra da model olduğumuz çocuklar için. Onlara giden yol bizden geçiyor…

Devrimin en güzeli hali bu olsa gerek. :)

 

Kategori: Tarifler
{ 32 Yorum }
  • 23 Ocak 2013 tarihinde Tijen Aktay dedi ki;

    Harika bir tarif olmuş:)

    Ellerine, emeklerine sağlık…

    Kendime not:)) Mutlaka en kısa zamanda ev halkı için yapılıp ikram edilecek…

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Tijen, sen de bizdensin. Logoyu gönderiyim mi? :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde ipek biçer dedi ki;

    Donutlara bittim bittim.. bu kadar lezzetli ama sağlıksız birşeyin olabilecek en sağlıklı hali :)
    AcemiAşçı’da 6 yıl boyunca Food Revolution felsefesinyle tamamen paralel düşünüp yazmış biri olarak, konunun ülkemizin payına düşen kısmıyla ilgili düşüncelerim farklı.
    Böyle bir hareketin İngiltere için elzem hatta geç kalınmış bir hareket olduğunu düşünüyorum. İngiltere’de evdeki akşam yemekleri bile genellikle dışarıda yeniyor. Ayrıca evlerde de hazır gıda tüketimi çok yaygın, bırak sağlıksız yöntemle pişrmeyi, neredeyse hiç yemek pişirilmiyor. Yemekler marketlerde tamamen hazır şekilde satılıyor. İnanılmaz çeşitlilikte, tüm dünya mutfaklarına ait aklınıza gelen tüm yemekler; Salatasından çorbasına, tatlısından pişmiş balık, et, sebze yemekleri, hatta hazır kahvaltılar.. Bazıları dondurulmuş, çoğu da günlük tüketim şeklinde paketlenmiş.
    En büyük hazır yemek üreticilerinden biri Marks&Spencer. Her köşe başında yiyecek marketleri var. Öğlen yemeğinizi marketen bir paket alıp, kapının dışındaki duvara tüneyerek, plastik çatalla 5 dakikada halledebiliyorsunuz. Üstelik çok ucuz ve inanılmaz da lezzetliler.
    İngilizlerin fish&chips şarküteri ve tatlılar dışında ciddi bir yemek altyapısı olmayışının sanırım etkisi büyük. Ayrıca taze sebze vb o kadar pahallı ki, yemek pişirmek, hazır yemek satın almaktan çok daha pahallıya geliyor.
    Sebebi ne olursa olsun, evde yemek pişiren kadın sayısı çok az. bu yüzden Jamie Oliver gibi çok “basic” tarzda yemek pişiren biri ülkenin en önemli kişisi haline gelebiliyor. Kendi ismini verdiği restoranlarında sırdan sayılabilecek bir makarna yiyebilmek için bir servet ödeyip, kapıda bir kaç saat kuyrukta bekleyebiliyorlar.
    son zamanlarda her türlü etkin medyayı ve görselleri kullanarak, kadın-erkek herkes “evde yemek yapma” fikrine özendirilmeye çalışılıyor. Ben Food revolution’u bu hareketin bir parçası olarak görüyorum.
    Bizim zengin mutfak kültürümüz ve geleneksel aile yapımızdan dolayı şimdilik işin sadece sağlıklı pişirme yöntemleri kısmıyla ilgilenebileceğimizi düşünüyorum. Daha önemlisi İngiltere’nin aksine, bizde hedef alınacak yerin senin de yazdığın gibi özellikle okullar ve toplu yeme mekanları olduğunu düşünüyorum..
    amma da çok yazmışım yahu..Ben bu konuda niye bu kadar doluysam???

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Arzu Gedik dedi ki;

    gözüm yaşardı benim yaa!! malum bu ara her gün tost, sosisli falan yapınca, pastalardan kalan kremaları hüp hüp götürünce gerçekten karamsarlaşmıştım.. Bu iş o kadar tehlikeli ki, sürekli çikolatalı, şekerlemeli yiyeceklerle başbaşa kalıyorsunuz ve iradenize bir yere kadar sahip olabiliyorsunuz.. Devrimi destekliyorum! Benim kendi adıma yapabildiğim bişey malesef yok ama şu andan itibaren kafam bu yönde tıkır tıkır çalışmaya başladı 😀

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    İpek logoyu sitende nereye koymak istersin?… Evet bütün yazdıklarına katılıyorum. Benim bu işten anladığım şu: Evden çıkıp da (kısacası anne mutfağından uzaklaştığında) dışarda geçen süre içinde yenen yemekler benim derdim -ki Batuhan’ın okulunda buna benzer bir durum yaşandı. Kantine gitmesinler, harçlık verilmesin deniyor. Ben buna tamamen karşıyım. O bebeye harçlık da verilecek, kantine de gidip abur cubur alacak. Ama ben o kantinde tatlandırıcı içeren ve “Enerjik çocuğun içeceği” sloganı ile satılan bir ürün görürsem sinirlenirim. Kısacası seninle aynı noktada gene ve yine buluştuk. :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Dilara Erdem dedi ki;

    Ben de Amerika’da programını izlemiş ve dehşete kapılmıştım. Amerika’daki obez çocukların neden bu halde ve sağlıksız olduğunu okul kantinlerini basarak anlatmış ve çocuklar için pişen vıcık vıcık yağın içindeki kızartmalara iğrenerek bakmıştı.. Orada çok büyük bir hareket başlattı. Aileleri okullara getirip çocukların yediği yemekleri, o yemeklerin piştiği mutfakları, galon galon yağları ve şekere bulanmış yiyecekleri gösterdiğinde çoğu anne baba”ıi can not belive this! ” diyerek beni hayretler içinde bırakmıştı!! Geri zekalılar.. Her şey Yapay ve inanılmaz ucuz fiyatlarla ulaşılabilir halde marketlerde. Adam gibi süt içen, meyve yiyen bebe yok!
    Desteklerimiz sizinle efendim:) çocuğumuz yoktur, lakin evimizde uzun yıllardır beyaz un, şeker ve tuz kullanılmamaktadır. Mümkün olduğunca yemek pişirir, zeytinyağı ve tereyağı kullanırız. (Ölçüleri dahilinde elbet:) İnanılmaz sağlıklı bir mutfağımız var. Dünyada “zeytinyağlı” olarak tabir edilen bir yemek çeşitlemesi nerede var allasen?
    Bu arada donutlara taptım, ama bana yasak bacım:) öperim yanaklarınızdan:)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Tijen Aktay dedi ki;

    Gönder süper olur Ayşem:)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Dilara sana da gönderiyorum Logo’yu :))

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ozge Utan dedi ki;

    Merhabalar,
    Yaklasik 1 senedir ulkemizde Jamie Oliver Food Revolution Elcisi benim. Oncelikle Aysem’e coook tesekkur ediyorum.Ozellikle “pastaci” olarak konuya ilgi gostermesi beni cook cook coook etkiliyor. Kendisininde soyledigi gibi onun isi sekerle! Oysaki biz diyoruz ki, etiket okumadan urun almayin – ilk 5 maddede seker, misir surubu, bir de adini bilmediginiz herhangi birsey olmasin diyoruz, sekere karsiyiz. Ama Jamie Oliver felsefesinde ayni seyi soyluyor, hepimiz ayri ayri zaten bu konuda hem fikiriz ne de olsa aklin yolun bir – Abartmadan pastada yiyebiliriz, aburcuburda, ama bu bizim temel besinimiz olmamali…

    Ipek Hanim, Ingiltere ve Amerika ile kiyaslanicak durumda olmadigimiz bir gercek ancak Jamie Oliver’in TedGlobal da yaptigi konusmada bir nokta var. Bu ulkelerde mutfaga girmeyenler 3. kusak. Yani anneanneler annelere, annelerde simdiki jenerasyona yemek pisirmeyi ogretmemis diyebiliriz. Bizde daha iyi durumdayiz ama boyle gidersek, gittigimiz yol ayni yol. Biz bir zamanlar Amerika’da Ingiltere’de cocuklarina yemek pisirmeyi ogretmeyen/ogretemeyen anneanneler olacagiz sonrasi malum obez, sagliksiz bir ulke… Bizim yapmamiz gereken mutfaga girmek ve etrafimizdaki herkesi buna tesvik etmek… Kisaca cok haklisiniz, bizim yemek kulturumuz ve mutfak zenginligimiz hem bize yeter hem de tum dunyaya ornek olabilir…

    Blog yorumu, yazisindan uzun olmasin… Tekrar tekrar destekleriniz icin cok tesekkur ediyorum…

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Özge, Jamie’ye selamlarımı ve sevgilerimi ilet… :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde bahar dedi ki;

    ben unuda tam buğday yada kepek çavdar vs yaparsam süper bir ara öğün olur tam bir donut hastasıyım ama ciddi bir kalori bombası olduğu için yemiyordum:)
    böyle tariflerin devamlarını dilerim :)
    süpersiniz

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Munevver dedi ki;

    “Mutfakta yemek yaparak vaktimi harcayamam” diyenler bir kez daha dusunmeli. Bizler daha sağlıklı beslendik, sizler bize gore hazır gıda ile daha cok haşır neşir oldunuz, ama sizin cocuklarınız size göre daha da korunma ihtiyacındalar..Ama goruyorum ki,senin gibi duşunen anneler de var ve bu beni cok mutlu ediyor Aysem’cigim.

    Not 1 : Buttermilk yerine kefiri rahatlıkla kullanabilirsin. Kefir, limon suyu ile kestirilen süte göre buttermilk tadina daha yakın.
    Not 2 : Sana mail yazdim, okuyamadin herhalde, bir de aramıştım Aysem, gormedin herhalde.

    Öpüyorum seni ve oğulları.

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Bahar Hanım, un değişikliğinde dokuyu yakalamak için belki yağı biraz attırmak gerekebilir. Sizden en yakın zamanda gelişmeleri bekliyoruz. :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Tijen Aktay dedi ki;

    Özge Hanımın tüm söylediklerine harfiyen katılıyorum,
    Özellikle jan janlı paketlerden cidden çok korkmaya başladım. Şu anda (8 yaşındaki)oğluma da aşıladım. İçeriğini kontrol edip bana okuyor ve “anne bunların içinde çok E var almayayım değil mi” diyor.
    Şüphesiz her E zararlı değil ama oğlumun aklında artık daha dikkatli beslenme olgusu oluştu. En azından hazır gıdaya dayalı bir beslenme olmaması gerektiğini biliyor diye düşünüyorum.

    Bilinçli tüketim taraftarı biri olarak inanılmaz destekliyorum…

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Münevver Annem, telefon kısmı açıkcası bu aralar gene ayrı düştüğümüz bir durum. Mailleri yeni okudum. Duygularımız karşılıklı. Sizi çok özledik. :) Kefir kısmı iyi oldu. Hep aklıma geldi ama cesaret edemedim. “Nane ve Limon” tecrübesini hissediyorum hala. :) Sevgilerimizle…

  • 23 Ocak 2013 tarihinde zarpandit dedi ki;

    “bende böyle yapıyorum!” diyeyim mi ? bilemedim ki..
    bu arada :

    sevgililer günü kapsamında bende çikolatalısı var, ona logoyu uygulasam olurmu :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Olmaz mı? :) Banner olarak istersen sana ölçülere göre ayarlar gönderirim Zarpandit.. :)

  • 23 Ocak 2013 tarihinde Berceste dedi ki;

    Aysemim, limon ile yapilan tam buttermilk’in karsiligi olmuyor. Buttermilk daha ayranimsi, kefirimsi birsey. Birara orjinal uretim teknigine de denk gelmis idim, bulursam gondereyim! Ama Munevver hn’in dedigi gibi, kefir ikame urun olabilir.

    Cocugun elbet alacak dedigin, abur cubur kismindan kastettigin nedir? Haribolar, icinde glikoz surubu bolca biskuviler, bol bol katki maddeli olanlar mi? Onlari yiyecegine ac kalsin ve evde saglikli olani yesin daha iyi benim icin! Yanina elma koyarim, muz koyarim, onu yer ac kalacagina da!

    Ipek’im, 6 yil UK’de yasayip su anda iki ulkeyi ha bre kiyaslayan, Jamie’nin oradaki adil gidaya dair de yaptigi programlari(tavuklarla olan gozumun onunden gitmiyor hala)seyretmis birisi olarak Ozge Utan hakli diyorum. Kirsalda dahi anneler mutfaktan cikmaya basladilar ne yazik ki! Koyde gozumunun onunde gidip bakkaldan hazir kekler, yogurtlar aldilar misafir gelecek denilince. Oysa eskiden patatesler haslanir, pisiler yapilir, kekler cirpiliverirdi. Her daim dolapta koy sutunden yogurt bulunurdu. Hazir ekmek pek koy evlerinde bilinmezdi. Koyler bu halde iken, sehirde paketlenmis adina yemek denilen, ama gercegi cop olan yiyeceklere pek alismis bir kesim var. Istanbul’u ornek vereyim… Sabah 6’da yola cikip, 10’da eve varan hatun kisi, onune tas koysan yiyecek halde oluyor zaten! Neden calisiyor, cocuklari ozel okulda okusun, ozel yuvaya gitsin diye… O da ayri bir yumurta tavuk hikayesi. Bu konuda Defne Koryurek’in sonuna kadar katildigim soylemleri var. Kadinin elini evinden ve mutfagindan cekmesine dair…

    Ha bu arada, yemek yapmaya kalktigimizda kullandigimiz hammaddelerin ne kadari gercek? Jamie’nin bununla da ilgili calismalari, evinin bahcesinde urettikleri var. Bize o gercegi de gosteriyor! Sirf bu yuzden ben permakultur ile ilgilenmeye basladim. Sirf bu yuzden sehirde bahce yapmaya basladik Permablitz Istanbul’da. Onumuze Antalya’dan kalkip gelen bir sebzenin besin degeri zaten buyuk oranda yitmis, gitmis oluyor. Sera urunu olma davasini isin icine katmiyorum bile. O zaten bastan gercekligi ve besin degeri tartisilir urun…

    Konu uzun, yazacak sey cok. Cumleler yetmez :)

    Bu konuya dair bir de Taste the Waste filmini izlemenizi oneririm. Besin degerlerinden baska bir de copun copunun nasil israf edildigine dair… Onlari uretmek icin nasil petrol harcandigina dair… GDO yanlilarinin tezinin yani dunyayi gitgide besleyemeyecek olma kavraminin nasil yok edildigine dair… Sadece Amerika ve Avrupa’da saglamken cope atilan gidalarla ac Afrika ulkeleri 3 kat doymaktaymis! Butun dunya dersek cikacak rakami dusunemiyorum bile…

    Bir de minik oneri, cikolata kismini da pas gecelim Aysem’im. Her ne kadar sen sekerle ugrassan da, azi karar, cogu zarar 😉
    Sevgiyle…

  • 24 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Bercestem gelmiş, pir gelmiş… :)
    Kefir konusunda anlaştık.-
    Gelelim bebelerin beslenme düzeni. Evet harçlık alacak, kantinden abur cubur da alacak.:) Orda ben yokum, arkadaşlar denen güçlü bir grup var. Ben ona sadece kantinde yediklerinin ev yapımı olanlarını ona hazırlamak, hazırlamada onu da dahil eder, işi eğlenceli hale getirerek kantindeki o cicili bicili ürünlere karşı hevesini azaltmaktan bahsediyorum. Yani sokak limonatası değil ev limonatası, sokak pastası değil ev pastası, sokak marshmallowu değil ev marshmallowu… Şekeri kim ne derse desin onun hayatından çıkarmam. Kötü şeker ile iyi şeker arasındaki farkı ona yaşatabilmek benim derdim. Onu kontrol etmekten ziyade seçenekli bir durum ortaya koymak istiyorum. Ben sadece Özge’nin de dediği gibi açık kapılar peşindeyim. Kadının mutfağa girip aslında hazır olan tatlı, şekerleme ve benzeri ürünleri yapabilmesi benim burdaki rolüm. Azı ile lezzetli olması hedefim. Seni de kocaman öperim.
    Not: Bacım bizim bahçeye de bir gün bakmak ister misin? :)

  • 24 Ocak 2013 tarihinde Berceste dedi ki;

    Neler yetistirmek istiyorsun 😉

  • 24 Ocak 2013 tarihinde Berceste dedi ki;

    Ay olmadi ben bu kadar kisa mi yorum yazarmisim 😛

  • 24 Ocak 2013 tarihinde Berceste dedi ki;
  • 27 Ocak 2013 tarihinde Yasemın dedi ki;

    Aysem hanım ellerinize saglık.heyecan veren bir tarife daha imza atmissiniz öyle keyifle takip ediyorum ki sizi.
    Tabi hemen bı kac sorum olacak
    Hiç araştırma yapmadan tavsiye alayım dedim .donut kalıbını nasıl bulurum.mutfak malzemelerine merakliyim fakat hiç gözüme çarpmadı bı yerde
    O nasıl guzel bir saridir ki bir donutu rüya kıvamında gösterir?
    Rica etsem onun tarifini de verir mısınız?
    Gıda boyasıyla ilgili tavsiyeniz olur mü?

  • 27 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    domates, biber, salatalık ve çilek.. mevcut ağaçlar dut, kiraz, ayva, nar, ceviz ve zeytin… :)

  • 28 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Yasemin Hanım Merhaba, yazı dizisi ile ilgili gelişmeler konusunda ilerleme sağlayacağız inşallah.:) Öncelikle son bir haftadır bendeki donut kalıbına kardeş aramakla geçti. Şu anda piyasada bulmakta zorlanıyoruz. Bulur bulmaz sizi haberdar edebilirim veya siz bulursanız ban bir mesaj atabilirsiniz. Sarı boya Wilton Golden Yellow’u :) Boya ile ilgili mutlaka bilindik marka alın derim. Kırmızı, siyah ve kahverengi boyalarda Fo marka, diğerlerinde Wilton veya Americacolour olabilir. Sevgilerimle.. :)

  • 28 Ocak 2013 tarihinde Yaramaz Veled dedi ki;

    “İçinde hamur kabartma tozu olduğu için bekletme konusunda bir risk alarak hamuru 2/3 ü ile pişirme yapıp, kalanı beklettim.”

    yazmışsınız ama malzemeler arasında kabartma tozu yok?

  • 28 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Yaramaz Veled; teşekkürlerimi bir borç olarak haneme yazar mısınız? Kusura bakmayın, hemen ekliyorum.. :)

  • 05 Şubat 2013 tarihinde Leyla'nın Kahve Dükkanı dedi ki;

    Muhteşem olmuşlar ! Bayıldım… Jamie’yi her şeyden önce yakışıklılığından ötürü pek severim :)

  • 07 Şubat 2013 tarihinde Nilay A. dedi ki;

    Sevgili Ayşem,
    Jamie Oliver’ı seyretmeye bayılıyorum.Özellikle Jamie ile 30 dakika.30 dakikada harika lezzetler hazırlamasının yanısıra kurduğu samimi ve doğal sofra ve yaptıklarını sofraya servis ediş şekli beni mest ediyor.

    Ben çocukken iştahsız olduğum için rahmetli-hünerli annemin yanında mutfakta çok uzun zamanlar geçirmeme rağmen neyi nasıl yaptığına hiç dikkat etmez yalnız kendi anlatacaklarıma odaklanırdım.Bu nedenle müthiş bir eğitim fırsatını kaçırdım.Evlendiğimde ve çocuğum olduğunda da bu konuda sonsuz bir destek gördüğüm için buraya yazan arkadaşların ve senin ellerinize su dökemem.Ama mutfağı seviyorum,düşünen sorgulayan yemek programlarını ve yemek bloglarını da.
    Şanslı olduğum bir nokta şu ki oğlumu 4 yaşına kadar büyüten canım annem ilk okul birinci sınıfın ikinci dönemine kadarda beslenmesi ile birebir ilgilendi.Daha önemlisi oğlum onun yemek yapışını birebir izledi.Yemek yapış süreçlerini küçücükten çözdü.Annemin maaş almaya gittiği bir gün çaresiz yemeği ben yaptım.Sağ elimle malzemeleri karıştırırken sol elimle oğlumu kucağımda tutuyordum.Düdüklünün kapağını kapatmaya çalışırken tek tük kelimeler söyleyen 13 aylık oğlumun yağ şişesini işaret ederek “yag, yag” demesiyle yağ koymadığımı fark ettim.Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.Oğlumun olmayı ilk istediği meslekte aşçılıktı.Biraz önce ben pırasa doğrarken seyrettiği çizgi filmi bırakıp yardım teklif etti.Sevinçle kabul ettim.Oğlumla buraya yazan pek çok anne gibi katkı maddeleriyle, lezzet arttırıcılarla, mono sodyum glutamat ile, son kullanma tarihleriyle ilgili konuşuyoruz.İlk okul birinci sınıfa kadar dışarıda yemek yiyeceksek mutlaka ve mutlaka ev yemeği yapan yerleri seçtik.Şimdi özgür bırakıyoruz seçimlerinde.Tabii ki pizzayı, kumpiri ve pilav üstü döneri seviyor.Ama mercimek çorbası ve bamya seçebiliyor gittiğimiz yerlerde.Okula “buzlaş” denilen içecekten gelmiş.Tesadüfen okula gittim.Bahçede 5 kişi dolaşıyorlardı boynuma atılıp arkadaşlarına buzlaş ısmarladığını söyledi.”Sen neden almadın? diye sorduğumda “çünkü zararlı” dedi.Biraz evhamlı bir çocuk okulda diyabetle ilgili seminer sonrası pekçok soru sordu.Yemekhane de her öğlen diyabetli iki çocuğun nasıl şeker ölçtüklerini anlattı ve ölçüm cihazını çizdi bana.Bunun da etkisi olabilir tabii.
    Ama görüşlerinize katılıyorum ev tipi yemekler tercih edilen, mutfağa sokulan çocuklar tercihlerini de ona uygun yapıyorlar.
    Zengin bir mutfak kültürümüz var ve gelecek nesillere aktarmalıyız.
    Belki senin gibi uygumada da başarılı arkadaşlar çocuk anne katılınan sağlıklı yemek pişirme ve oturup yeme :-) atölyeleri düzenleyebilirler.Sevgili Özge Utan’da destek verebilir.Biz İzmir’de her ne kadar uzak kalsakta böyle etkinliklere çok mutlu oluruz.hele hele Berceste gibi permakültür ile ilgilenen yaşamına geçiren öncülerin önünde saygıyla eğiliyorum.
    Çok uzun yazdım biliyorum “Blog yorumu, yazisindan uzun olmasin” diyen Özge’ye katılıyorum.
    Ama naçizane iki satır daha;
    1-Acaba gıda boyası yerine o sarı rengi verebilmek için az miktar(baskın tadını vermeyecek kadar) zerdeçal kullanılabilir mi?
    2-“Ev cini” diye bir blog var.Belki çoğunuz biliyordur.Uygulamalarında kefiri çok kullanıyor ve ben onun fotoğraflarında ve tariflerinde Jamie’nin doğallığını buluyorum müthiş haz alıyorum.
    Sevgili Ayşe’ye, Özge Utan’a, tüm yorumculara ve Jamie’ye sevgilerimle.
    Nilay Avşar

  • 11 Şubat 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Kim ne derse desin; ben uzun okuyucu yorumlarını çok ama çok seviyorum. :) Sevgilerimizi gönderiyoruz Nilay Hanım…

  • 28 Mayıs 2013 tarihinde Göktaşı dedi ki;

    Bizim dagda yok bunlardan. 2 senedir aseriyorum. Yapsam dedim. Cok zor geldi :(

  • 05 Haziran 2014 tarihinde tugba yasar dedi ki;

    Merhaba
    uzun zamandir donut kalıbı ariyorum
    Ankara da yasiyorum.ancak magazalarda
    donut kalıbı bulamadim.
    Ikili olandan buldum ancak onunda
    ortasını delmek icin aparati yok
    internet uzerindende almak istemiyorum
    yardimci olabilir misiniz
    iyi gunler

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:

    Ayşem Öztaş

    O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

    1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

    Devamını Oku...

      James Oliver