Tanrı’ya Mektup…

16 Mart 2012

Verem edebiyatı yaptın deme şimdi! Duygusal bir mektup bu. Genellikle senle sohbetlerimiz sesli oluyor. Bu sefer yazılı olsun dedim. Bak felsefik tartışmalara giremem, baştan anlaşalım…

Eskiden seni zor zamanlarda daha çok arardım, sorardım. İsteklerim olurdu. Yeri geldi “Neden?” lerimle savaştın. Sana kızdım, isyan etmedim ama kızdım. Sonra gene sen sakinleştirdin. İnsanlar koydun yanıma, sohbetler gönderdin bana. Belki de işaret takıntım ordan geliyor. Bilemiyorum, anlamak için de çaba göstermiyorum. Bunu da öğrettin bana. Her şeyin zamanı geldiğinde anlayacağımı, aslında beynimin alamayacağı ve hiç bir şeyin anlatamayacağı bir düzenin varlığının sahibi olduğunu öğrettin. Öğrettin ki sen bana büyük bir hediye vermişsin. Bu ellerin sahibi yapmışsın… Ve işte bunu yeni anladım :)

İnat ettim bazen di mi? Hani imkansızı zorladım. “Vazgeç” lerine nedense kulaklarımı tıkadım. Yönümü bir şekilde değiştirdin. Belli etmeden, farkettirmeden… Sonuçta gene kocaman bir hediye bana, baktığını görecek gözler verdin…

Hadi itiraf et, bazen süründürdün beni. Dibe vurdurdun. Her şey planının bir parçası :) Bu sefer ki hediyen akıl ve güç oldu. Çıkardın beni dipten, yola soktun…

Senle benim aramda diyalog tarzına dönen bu durum aslında bana gönderdiğin insanlarla kocaman bir ilişkiler düzeni. Her tanıştığım, her konuştuğum insanın benim için hazırladığın planın bir parçası idi. Kavga ettiklerim de oldu, sözünü dinlediklerim de… Dün hepsi bir şekilde yanımdalardı. Sevmeyenler bile en azından bir kere adımı akıllarından geçirerek gerekli mesajı gönderdiler sana. Teşekkür kelimesi yetmeyecek, sen bir destek versen bu konuda? Hani söylenecek bir söz bulsan duygularımı anlatacak? Pası gene sana attım :)

Bak şimdi Oscar töreni konuşması gibi bir şey yapacağım. :) Sıkılmadan dinlersin di mi?

Deniz Öztaş; benim Dinom. Hediyem  sen misin aslında? Ben bile bana dayanamazken yanımda olansın. Bir olanımsın. Anda kalanımsın…

Ailem; çocuklarım, annelerim, babalarım, abim, Gigim ve cümbür cemaat akrabalarım :) Güç verensiniz…

Ve bana gönderdiğin insanlar, dostlar, arkadaşlar, öğrenciler, sevdiklerim, sevmeyenler, arayanlar, soranlar, mesaj yazanlar, gelenler, gelmeyenler… İşte bir şekilde dün, parmaklarının uçları ile benim hayatıma dokunanlar;

Yazdıklarım, yazamadıklarımla birlikte bir şekilde o alanda birlikteydik. Hepsine teşekkür ediyorum. Onları gönderdiğin için sana da ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Özellikle Handem ve Ebru Kaçmaz ve onun bıcırıkları ile yollarımı kesiştirdiğin için…

Mektubum sonuna geliyorum ama son bir not yazmam lazım sana: Senin yanına gönderdiğim sevdiklerime, arkadaşlarıma benden selam söyle. Onları için gülümsemeye devam ediyoruz. Feryal’ime onu özlediğimi özellikle belirt, basiretliğe devam :)

Hadi ben kaçıyorum…:)

Sevgi ve şükranlarımla,

Ayşem Öztaş

Etiketler:
Kategori: Hayattan
{ 0 Yorum }

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Ayşem Öztaş

O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

Devamını Oku...

    James Oliver