Piştt… Orda Mısınız?…

12 Haziran 2012

Adamım gitti ya.. Ben de gittim…

Bir yazı okudum. Yazdığından haberim yoktu. Onun okunduğundan haberi var mı? Bilmiyorum.

Farkettim ki; bahanelerin arkasına sığınmak ne rahat işmiş. Rahatlığa kapılıp gitmek ise kolaya kaçmakmış.

Ayşem sanadır bu mesaj;

“Annenin karnından onla doğmadın. Elindeki küçük makina ile yap yapabildiğini be kadın!!!”

Kendime gönderdiğim mesaja sebep olan yazıyı  kelimesine dokunmadan buraya alıp yayınlıyorum:

“Bizim kuşak Pollyanna hikayeleri ile büyüdü. Kimimiz bu hikayeye inandık, kimimiz “hadi canım ordan” dedik. Ama herkes bu masum karaktere sevgi ve sempati ile baktı. Peki ne oldu Pollyanna’ya?

Hala iş yapar mı? Yoksa alay konusu mu? İyilik, dürüstlük, olumlu yaklaşımla bezenmiş hayat felsefesi saflık hatta enayilik olarak mı nitelendiriliyor? Şener Şen’in filmi gibi namussuz namuslu mu denmeye başlandı?!
İnananların çoğu belki de büyük hayal kırıklığına uğradı, insanlara küstüler, kitaplara küstüler; hayali kahramanlar daha ulaşılmaz daha hayali oldu… Peter Pan’daki peri gibi ışıkları söndü.
Bu ruh hali, bizi karamsarlığa, umutsuzluğa ve daha kötüsü tatminsizliğe götürdü. Bu tatminsizlik üzümün üzüme baka baka karardığı gibi yayıldı ve kolay kolay beğenmeyen ve şikayet eden bir topluma dönüştürdü. Tüm bunlara büyük kentlerin koşuşturmacası da eklenince kaderimize razı olduk belki de:
– Bu nasıl trafik?
– Bu nasıl hava? Çok sıcak! Çok Soğuk! Yağmurlu, Karlı, Sisli.
– Bu nasıl şirket? Hayatımda böyle bir firma görmedim.
– Bu insanlar ne tuhaf?
– Bütün iş arkadaşlarım bana karşı tavırlı sanki.
– Kimse beni anlamıyor.
– Burada nasıl Starbucks olmaz? Zara bile yok.
– Ruh halim bugün berbet.
– Gezegenlerin konumu en kötü etkiyi yapacakmış
– Bu nasıl yemek? Çok yedim.
– Mutlaka müdür olmam lazım.
– Mutlaka bu geziye ben de katılmam lazım.
– Neden benden fazla maaş alır?
– Burası çok tenha. Çok kalabalık.
– Bir daha iyilik yaparsam.
– Yine hayal kırıklığına uğradım
– …

Bu şikayetlerin sebeplerini konuşsak, eminim hepimizin o muazzam beyni kendi kendilmizi bile inandıracak bahaneler üretecektir.
Son zamanlarda aklımdan hiç çıkarmadığım Robin Sharma’nın sloganı:

“En iyisini umarken, en kötüsüne hazırlıklı ol” [Expect the best, Prepare for the Worst]
Olumlu düşünceyle, umutla, sevgileyle hareket edebilirsek olumlu bir tavır sergileriz. Bu tavır bizim hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacaktır. Ancak bazen tüm bahaneyi dışımızda arayabiliriz. Bazen çevremiz sanki bize oyunlar oynuyor gibidir, bu kendimizi geliştirmek için midir? Yoksa bahane bulmamızı kolaylaştırmak için mi?
Edison ampulü buldu; binlerce başarışız denemeden sonra… Gandhi bir ükleyi savaşmadan özgürlüğüne kavuşturdu, önüne çıkan her engele rağmen… Atatürk tüm fedakarlıklarla ülkeyi kurtarıp refaha çıkartırken, belki de ülkesindeki en yanlız insandı…
Herhangi bir durum iyi veya kötü değildir. Durumu iyi ve veya kötü yapan o duruma yaptığımız yorumdur. Üstünüze bir yönetici atandığı zaman buna son derece mutsuz olup istifa edebilirsiniz veya bu kişiden yeni bir şeyler öğrenebileceğinizi düşünebilirsiniz. Uçağın rötar yapmasına kızabilirsiniz, veya bunu kitap okumak için çok iyi bir fırsat olarak görebilirsiniz… Olumlu bakabilirsek mutlaka durumu daha olumlu yorumlayıp, daha olumlu bir tavır sergileyebiliriz.
Pozitif bir bakış açısı kendimizi geliştirip hedeflerimize ulaşmak için de yardımcı olacaktır. Öncelikle elimizdekilere şükredelim. Bunların farkına varalım. Kendimiz hakkında “farkındalık” yaratalım; doğrularımız, yanlışlarımız… Bu yanlışlarımızı düzeltmek için neler yapabiliriz? Ne zaman yapabiliriz? Ne yapabiliriz? Adım adım nasıl ilerleyebiliriz? Kendimiz için Gerçekçi Hedeflerimiz neler? Neyi yapmak isterdiniz?
Olumlu düşünceler bizi olumlu tavırlar götürür; bu tavırlar da olumlu sonuçlara…”
Benim bahanem ortada, sizin bahaneniz nedir??
Sevgiler ve saygılar :)
Yazı; bir tuvalet kağıdına not düşen yazara aittir... 
Etiketler:
Kategori: Hayattan
{ 3 Yorum }
  • 13 Haziran 2012 tarihinde deniz öztaş dedi ki;

    sen sana yetersin :)

  • 13 Haziran 2012 tarihinde Arzu Gedik dedi ki;

    Olumlu düşünceler olumlu tavırlara götürür buna katılıyorum fakat insanoğlu bazen her şeyi koyverip, gayet olumsuz düşünüp, olumsuz hareket etme özgürlüğüne de sahip bence. Olumlu davranmak, hayata pozitif bakmak genel olarak hoşuma gitse de, bazen beni çok yorduğunu söyleyebilirim. İşte o anlarda kasırga estirmek ruhuma iyi geliyor. Bence tabii :) (makine konusuna gelince, o harika fotoğrafları çeken makine değildi ki, sizdiniz.)

  • 13 Haziran 2012 tarihinde b@ni dedi ki;

    Seni sessiz sedasız okumak çok keyifliydi benim için…
    Özlemişim tekrar pozitif olarak yazmanı.. hep böyle ol hep bize yakın :)

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:

    Ayşem Öztaş

    O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

    1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

    Devamını Oku...

      James Oliver