Kırmızı Biberli Mısır Ekmeği…

23 Eylül 2011

Bazen mesafeli durmak, fırsatları kaçırmak adına size büyük bir getiri sunar. Bu getiriyi muhasebe hesabına döktüğünüzde ise + veya – kısımlarını objektif olarak değerlendirmeniz gerekir. Kendinize ne kadar objektif bakabileceğiz ise tam bir muamma. Bugün benim muhasebe hesabım var -ki mutfaktaki sonucu; mısır ununa bu kadar uzaktan bakarak çok şey kaybetmişim. Aslında ne kadar da keyifli bir şeymiş…

Onun o kıyır kıyır hali, nedense içimde bazı büzüşmelere sebep oluyor. Aynı kurşun kalemin, kağıt üzerinde çıkardığı ses gibi. Elime alıp, dokunduğumda garipsediğim ve her seferinde dolabın uzak köşesine kaldırdığım doğrudur. Una karşı bu alacalı bulacalı tutumu kırmak için mutfakta, tezgahın üzerinde biraz sohbet etmek istedim onunla. Amaç ön yargıyı kırmak, mesafeleri en aza indirgemek.

Ekmek tarifini gördüğümde “İşte o an, bu an..” dedim içimden. Kolay ve hızlıca. Hele bir de yeni bir kalıp elimde varken, motivasyon tavan yapmış durumda. Berna’nın dükkanında ilk gördüğüm anda vurulduğum bir kalıp. Ve hep ekmek yapmak için ambalajında saklandı. Daha hamura başlamadan kalıbı yağlayıp, içine dikdörtgen parçalar halinde kestiğim yağlı kağıtları yerleştirdim. Ufak bir not; bu şekildeki uygulamalar hamurun kalıba aktarırken kağıtların kaymasına engel olmakta. Kalıp için Pasta Malzemeleri sayfasına bakabilirsiniz veya 0 212 352 11 84 telefonundan Gül Hanım ile görüşüp stok ve fiyat bilgisi alabilirsiniz.

Ekmek hamuru için kuru malzemeler bir tarafta, sıvı malzemeler bir tarafta toparlanıyor ve ikisi birleştiriliyor. Miksere gerek olmadan, bir el çırpıcısı yardımı ile bütün malzemeleri karıştırıyorsunuz.

Bu şekilde hazırladığınız hamuru kalıplara alabilirsiniz. Biraz farklılık katmak ise eklenecek yan malzemeler ile mümkün. Orjinal tarifte kırmızı biber ile çeşnilendirilmiş. Kabukları soymak için yaklaşık 15 dakika sıcak suda bekletilip, sonrasında ince ve uzun olarak dilimlendi. Kalıplara konan hamurun üzerine paylaştırıldı. Bir çatal ile birazcık hamurun içine ittirildi. Bu işlemi fazla yapmayın. Hamur kabarırken üste kalan kırmızı biber dilimleri yavaşça hamurun içine zaten süzülecek.

Fırına sürülen tepsi ve önünde heyecanla bekleme zamanı.  Bip bip sesi… Eldiven ile alınan tepsi tezgahta. Kalıbın içinde kabaran ekmek hamurunun mucizesine bakılarak içilen bir bardak sıcak kahve… Burun delikleri kocaman açılarak, ciğerlere çekilen kocaman bir nefes. Yavaşça okşanan sert kabuk. Bıçak ile nazikçe kesilme anında çıkan küçücük çıtırık ses. Ufak parçanın damakta bıraktığı yumuşaklık…

5 duyum ile aşık oldum sana… Peki sen?…


Sevie ps: Ben bunun üzerine ev usulü, sıfırdan sarımsaklı Labne peynir yaptım. Oldu mu? Valla oldu, billa oldu…

 

 

 

Etiketler:
Kategori: Tarifler
{ 16 Yorum }
  • 23 Eylül 2011 tarihinde Leyla'nın Kahve Dükkanı dedi ki;

    Aman amannn, mısır unu delisiyim. bu tarifi deneyeceğim ama kırmızı biberle değil başka bir alternatif düşünmeliyimmm. ellerine sağlık. müthiş. Kahve Dükkanı’ndan sevgiler…

  • 23 Eylül 2011 tarihinde sevie dedi ki;

    olmuştur ama, ben tatmadım yarım olmuştur.. hıh!

  • 23 Eylül 2011 tarihinde Ece Erisev dedi ki;

    her zamanki gibi muhteşemsiniz, sizden ricam sıfırdan yaptım dediğiniz sarımsaklı labne peynir tarifini benimle paylaşmanız.. :) sevgiler..

  • 23 Eylül 2011 tarihinde Pınar dedi ki;

    Ayşem fotoğraflarına deli gibi imreniyorum!
    Bambaşka bir bakış açın var, kadraj namına eline kimse su dökemez. Sen sadece milli aşçı değil milli fotoğrafçı da olmalısın.

  • 23 Eylül 2011 tarihinde Lama Hanimefendi dedi ki;

    e pek guzel olmus bu pecete’m… bn de evde yapilan sifir km labne tarifi isterim! (tarifi versen, tembelligimden izin alip yapar miyim, soz veremem ama vermezsen de seni suclarim, pecete tarifi vermedi diye! :))

    lamamutfakta.blogspot.com

  • 23 Eylül 2011 tarihinde pastalin ( aylin canay ) dedi ki;

    sen nasıl bir kadınsın yarabbim sevmesek bile bu anlatımla mısır unu hayranı olur herkes ellerine sağlıkk midene bereket :)))

  • 24 Eylül 2011 tarihinde Munevver dedi ki;

    O ekmek kalıbı benim çok işime yarar.Birkaç çeşidi bir arada yapabilirim. Ba-yıl-dım. Haberleşsek mi?

    Hepinizi öpüyorum.

  • 24 Eylül 2011 tarihinde hunerlieller.net dedi ki;

    bende kalıplara bayıldımmm.tarifler harikaaa.elinize saglık.

  • 26 Eylül 2011 tarihinde Evren dedi ki;

    Ama sabah sabah insana bu kada reziyet edilmez ki hemen mutfağa girip tarifi uygulamak istedim ama maalesef akşamı beklemek zorundayım.Ellerine sağlık canım.

    Sevgiler,
    Evren

  • 26 Eylül 2011 tarihinde Işıl dedi ki;

    Ama çok ayrı kaldık.. Ben hiç yiyemiyorum bunları

  • 27 Eylül 2011 tarihinde zeymuran dedi ki;

    çok güzel gorunuyor bende artık ekmek denemelerı yapmak ıstıyorum ellerınıze sağlık

  • 27 Eylül 2011 tarihinde Elif'in defterinden dedi ki;

    Ama ben bu fotoğraflara anlatımlara tariflere valla hastayım. Ellerinize sağlık..

  • 13 Ekim 2011 tarihinde aslı dedi ki;

    Merhaba, ben denedim dün akşam tarifi çokk çok güzel oldu bizce hatta bu sabah tost makinesinde üzerinde çiziler çıkana kadar kızarttık :) biraz peynirle biraz nutellayla yedik eşimle :)
    Tarif için teşekkürler

    sadece bir düşüncem var ki (ayıp olmassa tabiki size)şeker oranı hakkında. belki biraz daha az şeker konulabilirmiş gerçi o zaman nutellaya uygun olmazdı. Bence bu ekmeğin içine kekik zeytin dereotu, biberiye kurutulmuş domates filan koymak isteyenler biraz daha az şeker koymalı.

  • 28 Kasım 2011 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Aslı Hanım, kesinlikle şeker oranı konusuna katılıyorum :) Hatta Nutella konusuna da katılıyorum. Uyguladığınız ve yorumunuz için teşekkür ederim. :)

  • 08 Şubat 2012 tarihinde Duygu dedi ki;

    Merhaba Ayşem Hanım.
    Postanızda gördüğümden beridir Pasta Malzemelerinde bu kalıba bakınıp bakınıp duruyorum.Ya kullanamazsam,birbirlerinden ayrılmıyorlar diye.Pişirdikten sonra yemediğimiz kadarını buzluğa kaldırsam da olur mu sizce bu ekmeğin?
    Teşekkür ederim.

  • 15 Şubat 2012 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Duygu Hanım, ilk önce kalıp hakkında bir kaç not; parçalar birbirinden ayrılmıyor. Ama ölçü ile bağlantılı olarak, bütün kalıpları kullanmak zorunda değilsiniz. İtiraf etmek gerekirse benim şimdiye kadar kullandığım en güzel kalıplardan biri. Şiddetle tavsiye ederim. Gelelim ekmeğin buzluk meselesine; buzlukta ekmeği dondurduğumuzda, içinde barınan su molekülleri buz halini alıyor. Tekrar çözdürdüğünüzde ise bu moleküller ekmeğe fazladan bir neme sahip olmasına ve yumuşamasına sebep oluyor. O yüzden taze tüketilmesinde fayda var. Sevgiler :)

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:

    Ayşem Öztaş

    O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

    1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

    Devamını Oku...

      James Oliver