Hoşçakal 80B

10 Mayıs 2014

20131224-_DSC4136

06 Nisan 2014:

Kadın: ” Bir bakar mısın?”

Sessizlik…

Erkek: “Yarın göstermen gerekiyor…”

22 Nisan 2014:

Erkek:  “Bugün senin doğumgünün…”

Aslında bu zamansal aralığı anlatan en iyi diyaloglar benim için…

Söylemezsem kulağım duymaz, kulağım duymazsa zaten ortada bir şey yoktur.

Sonra hastanenin ortasında, bankonun önünde söyledim:

” Ben Meme kanseriyim.”

Ameliyat sonrası evde dinlenme süreci, kontroller, ilaçlar, direnler, vs vs…

Okuyucu, benden “Süperim, işte uçuyorum, konuyorum, zıplıyorum… Moral çok önemli, ben çok iyiyim..” gibi kelimeler ve cümleler bekliyorsan, biraz daha bana zaman ver derim. Çünkü yorgunum. Göğüsteki deri yüzeyindeki bozulma ile birlikte kitleyi fark ettiğimizden beri yorgunum. Testler, biyopsi, farklı doktor görüşleri, uzman fikirler, alternatif yolların araştırılması… İşte okuyucu gerçekten uçtuğum anlar bunlardı. Ordan oraya…

Ve 22 Nisan sabahı bu tempo durdu. Her iki göğsün alınıp, temizliğinin yapılmasına, protez uygulamasına hazırlık olarak balon tekniğinin uygulanmasına karar verildi ve uygulama gerçekleşti. Temiz, net ve kesin.

Bu kısma kadar sevgili okuyucu hala benimle birlikteysen süper..

Sanırım konuyu biraz toparlamak lazım;

*Sol göğüste habis teşhisi konan bir 2,5cm’lik tümor durumu ile Meme Kanseri olarak ilan edildim.

*Ameliyat ile her iki göğsün alınmasına toplu olarak karar verdik.

*Ameliyat sırasındaki incelemeler neticesi 2.evre (Erken teşhis) ve temiz olduğu tespit edildi.

*Sağlık heyeti kararı ile Kemoterapi uygulamasına gerek görülmedi.

Yani bitti… Bitti mi?

Daha yeni başlıyoruz… Sayın okuyucu sana eğlence sözüm var. :)

Ameliyata doktor izni ile sedye üzerinde müzik seti ile girmek, narkoz alıp bayılmadan önceki son cümlenin “hepiniz çok şirinsiniz yaa!!” olması, narkozdan ayılma kısmında “Herkesi öpücem!!” diye tutturmalar, Plastik cerrahıma “Sen benim Kankamsın!” diyip, ziyaretçilerle bu şekilde tanıştırma, yataktan kalmanın karın kasları ile yapmam gerektiğini öğrenip “Allah bee karnımı eritiyorum” diye sevinç nidalarında bulunmak..

En son benim doktor ekibime ” Bi tık büyük yaparız, di mi!” diyerek, son noktayı koymuş bulundum… Ondan sonra gelen “selfie” talebimi çok normal karşıladılar…

Ahhh işte bunlar hep narkoz!!!! :)

Sonra bir tokat çarptı. Bitti derken aslında her şeyin yeni başladığını söylediler. İlk 10 sene dediler, başka bir yerde hücrenin oluşma olasılığı var ve yok.  Koruma tedavisi; Kemoterapi, erken menapoz ve hormon tedavisi… Bildiğin Osmanlı tokadı, içimden çıkan “Hayır” çığlığı… Başka bir yöntem; parçanın Amerika’ya gönderilip gen testine girmesi. 10 yıl içinde çıkabilecek kanserli hücre olasılıkları göstermesi. Tamamen his olarak bu seçeneği eledim. Diğerleri üzerinde beklemedeyim şu an.. Karar bana ait.

Aramızda kalsın, içimdeki küçük kelebekler var ya başka şeyler  söylüyor. Dün itibariyle gelen yeni bir kitabın bunda etkisi çok büyük. Hissiyatım ondan önceydi de kitabı mı çağırdım, yoksa kitap geldi de okuyunca mı “Hahh tamam” dedim bilmiyorum…

20131224-_DSC4169

Fotoğraflar: Handem Güner

Bildiğim yeni bir yolculuğa başlıyoruz. Bu yolculuğa başlamadan da bir not iletmem gerekti. bu süreç içinde ben ve benim güzel,şirin, sevimli kanser hücrem arasında;

“Bana, beni gösteren bir hediyesin sen. Hayatı alıp kabul etmem, her hücrede hissetmem için bir hediyesin.  En başından beri bana çevremde ne kadar mükemmel insanlar biriktirdiğimi gösteren bir hediyesin – ki o insanlar ilk öğrendikleri andan itibaren  benim etrafımda kenetlendiler… Şükretmenin güzelliğini tekrar tekrar bana o insanların gözlerinde gösterdin. Teşekkür ederim.

Ve o; seni öğrendiğinde ağzından çıkan; “Senin yanındayım, bırakmayacağım…” Zorladım onu, konuş dedim… ” Kelime yok ki anlatabileceğim” dedi. Artık biliyorum biz, sevginin üstündeyiz. Kelimesi olmayan yerdeyiz…

Ve ailem; “Ayşem bize bir sürpriz yaptı.” sloganı ile yola çıktık. Yolumuz keyifli ve huzurlu olacak.

Sana teşekkür ederim her şey için. Seni nasıl ben yarattıysam, tekrar var olmamanı sağlayacak olan benim.

Benden sana mesaj: Ekip sağlam, sana şans tanımıyorlar…”

Sevgili Okuyucu: Seçim benim… Yokmuş gibi davranmayacağım. yaşadım ve yaşıyorum. Bu sayfalarda sürekli bu konu ile ilgili çok sayıda yazı bekliyorsan, çok üzgünüm yapmayacağım. Gelişmelerden haberdar ederim ama o kadar. Baştan başlayalım dedim, di mi? Seviyorum seni…Pek yakında çikolatalı ve kakao taneli kurabiye reçetesi ile görüşeceğiz..

Kişisel not: Bir ultrason çektirmekte fayda var sanırım. Ne dersin? :)

 

Etiketler:
Kategori: Hayattan
{ 0 Yorum }

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Ayşem Öztaş

O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

Devamını Oku...

    James Oliver