Bugünün Motto Totto’su…

29 Kasım 2012

Bu sabah, bu şekilde uyanmak…

Çok sert duruyor di mi? Hafif kızgınlık gibi gibi…

Aslında yumuşacık bir Motto bu…

Motto nedir? Slogan gibi düşünebilirsiniz.   Bir kimlik, grup, örgüt veya kurumun amaç ve araçlarını genel olarak tanımlayan bir deyiş veya sözcük listesine verilen isim. Motto sözcüğü İtalyanca’dan gelir ve kökeni Latince, “muttire” yani “mırıldanmak, söylenmek” anlamındadır. Motto, tanımlayıcı bir deyişin yanı sıra bir düsturun kendisi de olabilir. (Kaynak: Vikipedi.)

Kendime yazdım. Bazen yardımın dozunu kaçırmakla ilgili içten içe. Sonra da kendine kızmaya dönüyor. “Niye yaptım? Karşılığı bu mu?” İsterseniz kocaman yazabilirim. EVET;  BUNU BEN YAPTIM!!!

Haddini bilmek, yerini bilmek ile alakalı. Bir ucu yardım etmeye gidiyor. Yolda yürürken, biri sizi çevirse ve “Size gideceğiniz yolu tarif edeyim.” dese ilk önce kulaklarınıza inanamazsınız, sonra da kaçarak uzaklaşırsınız. Eğer gerçekten bir yer arıyorsanız, o kişi de aniden karşınıza çıkıp da bunu soruyorsa hemen bir kahve ve fal olayına girin derim. Nadir bir insan ile karşılaşmış olabilirsiniz.

Benimsediğimiz durum şu: Yardım istemeyene yardım etme. Kısacası haddimizi bilelim. Eğer ki yardım isterse yapabileceğin kadarını ver. Üstü her iki tarafı da zorlar. Durmanız gereken noktayı siz bileceksiniz. Sonra kendinizi suçlamayın lütfen.

Bu öcüler aslında çok şekerler ve güzel bir sabah değil mi? :)

 

Etiketler:
Kategori: Hayattan
{ 10 Yorum }
  • 29 Kasım 2012 tarihinde Bülent Sakarya dedi ki;

    Yorum yazarken veritabanı hatası mı veriyorsun?

  • 29 Kasım 2012 tarihinde Arzu Gedik dedi ki;

    Yol sorma örneğinden devam edersek, güzergah yakın ama karışıksa işi gücü bırakıp gideceği yere götürmeyi çok istemek (ya bulamazsa düşüncesiyle) ama kendini zor tutmak gibi bir durum da var. Ya da geçen gün çok üşümüş ama terlemiş gelen müşteriye çorba yapmayı teklif etmek, kağıt havlu verip sırtına sokmasını istemek (!) gibi iyi niyet temeline dayanan ama durulması gereken yeri (haddini) gerçekten bilmemek gibi bir durum var. Dışardan son derece mal gözüktüğüme eminim. Demiştim :)

  • 29 Kasım 2012 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Bülent, artık vermiyor :)

  • 29 Kasım 2012 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Arzu, ilk cümleden yola çıkıyorum; farkındaysan kendini zorluyorsun. İşi gücü bırakmak ve onu oraya götürmeyi istemek. Niyeti belli edip, karşı tarafı mutlu edebilirsin ama gerçekleştirmek zorunda değilsin. Yardım teklifin iyi niyetli ama belki karşındaki kişi çorbadan nefret ediyor… Kişiyi kendin gibi bilmek veya benzer durumda kaldığında sana yapılmasını istediğin bir şeyi, başkasın da isteyebileceğini düşünmek aşırı bir empati kurma durumu. Karşındakini özgür bırakırsan, sen de özgür kalacaksın. :)

  • 29 Kasım 2012 tarihinde Hakan Kutluyurdu dedi ki;

    Merhaba,

    Birine iyi niyetle yardım etmek amacı ile yaklaşmışsınız ve tahminim o kişi de kafanızı bozmuş diye düşünüyorum. Seneler önce babam anlatmıştı; Bankada rastladığı bir tanıdığına yatırım işlemlerine hakim olması ve yardım etmeyi sevmesinden dolayı yardım etmek istemiş. Tanıdığı kişinin parasını A yatırım aracına değil de örneğin B yatırım aracına yapmasını önermiş, tanıdığı kişi de ” ben sizden yardım istemedim ki ” demiş ve bozmuş olay bundan ibaret, bu tip kişiler aslında iyi niyetliler ancak toplumda işgüzar olarak nitelenidiliyorlar. :O

    İnsanlar yönetilmekten çok idare edilmeyi, akıl almaktan çok akıl vermeyi sevdiklerinden ve dahası dinlemeyi bilmediklerinden bizim ülkemizde bu insan tipleri pek rağbet görmüyor maalesef.

  • 30 Kasım 2012 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Hakan Merhaba, sanırım bakış açıları yaşanan tecrübelerle birlikte olgunlaşıyor. Yazdıklarını okuduktan sonra kendi içimizde sohbet ettik. O adamın yerinde olsam sanırım ben de aynı tepkiyi verirdim. Ama şimdi tesadüflerin varlığına inanmayan bir insan olarak babanın bilgisine kucak açardım. Çünkü orda , o anda benim yanımda olmasının mutlaka bir nedeni var ve ben bu nedenden faydalanmalıyım. Çocukken “Yabancı insan” kavramı empoze edildi hepimize cinsiyet ayırmadan. Tehlikelerden korumak adına. “Yabancı” tehlikedir, dendi. Bence o kişinin tepkisi normal. Baba ise paylaşımcı ruh ile iyi niyetli yaklaşımı. Bu biraz da olay karşısında kişinin o olaydaki sorumluluğunu üstünüze almakla da ilgili. Farkında olmadan, yardım istemeden yardım edince o kişinin olay karşısındaki durumunun sorumluluğunu da üstüne alıyorsun. Belki de o insanın bu tecrübeyi yaşamasına izin vermiyorsun…. İkinci cümlenin en sonunda yazdığın ise “Daha dinlemeyi bilmediklerinden…” ise en can alıcı nokta oldu. Zamanını ayırıp okuduğun ve yorumunu paylaştığın için çok teşekkür ederim. :) Yine görüşmek üzere, sevgiler… :)

  • 30 Kasım 2012 tarihinde Hakan Kutluyurdu dedi ki;

    Merhaba Ayşem,

    Yoruma yapmış olduğun açıklama gerçekten çok güzel. Ayrıca bende teşekkür ederim yorumu dikkate alıp değerlendirme zahmetine katlandığın için. Genel anlamda takip etmeye çalışıyorum, hayattan karelerin ve paylaşımların yer aldığı herşeyi seviyorum …

    Takipteyim / Sevgiler :)

  • 03 Aralık 2012 tarihinde Gül Yazıcı dedi ki;

    Ben bunu kendime değil de, insanlara söylesem? Hatta şunun çıktısını alıp işyerinde tam arkama assam da, huzurlu bir gün geçirsem? Olmaz mı :)

  • 31 Aralık 2012 tarihinde PelinChef dedi ki;

    Merhaba Ayşem,

    sana ve ailene mutlu yıllar dilerim.
    Sevgiler

  • 15 Ocak 2013 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Pelin sevgiler bizden size :)

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:

    Ayşem Öztaş

    O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

    1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

    Devamını Oku...

      James Oliver