Anonim “Anne” Poğaçası…

03 Şubat 2017


dsc_0318

 

3 defa yazının silinmesi acaip bir şey. Soğuyorsun bir an da.. Uzak tutuyorsun kendini…

Bir süre sonra tekrar başına oturduğunda, ilki gibi olmuyor ama bir şekil kelimeler yazılıyor. Yine de aklın ilk yazılan da kalıyor.

4. deneme ve benim yeni hikayem…

Başta şunu bil; tamamen benim deneyimlerim, hissettiklerim… Öğreniyorum ki hepimiz tek ve eşsiz yaratımlarız. Bana olan sana olacak diye bir anlaşma yok aramızda… Bana iyi gelen sana da iyi gelecek diye de bir söz vermedik birbirimize… Niye mi yazıyorum ve yazacağım bunları?

Ölümsüz olmadığımı öğreniyorum çünkü…

Yürekten gelenin güzelliğini öğreniyorum çünkü…

“Bir” olmanın nasıl bir mucize olacağını öğreniyorum çünkü…

Ve asıl mucizenin kendisi olduğumuzu öğreniyorum çünkü….

29 ekim 2016 saat 22:30 suları;

-“Sezer, ayaklarımı ağrıdan kaldıramıyorum…”

-“Ayşem, hemen acile gidiyorsun!!…”

Bu iki cümle ile başladık.

15 günlük süreçte kaç defa hastaneye gittiğimi hatırlamıyorum. Sayılar uçtu gitti. Verilen ağrı kesiciler, konan teşhisler… Aslında her şey o kadar makuldu ki; yoğun iş temposu, taşınma işlemleri… Belimi incitmiştim. Siyatik, fibromiyalji ve en son bel fıtığı… Tamam, fizik tedaviye başlıyoruz. Son durum tesbiti için MR çekilelim. Olur yapalım. Yaptık.. Ayşem konuşmamız lazım.

Sevgili Tevfiğin masasından kalkıp karşımdaki sandalyeye geçtiği anda içimden başlıyoruz dedim. Lütfen korktuğumu söyleme diye içimden geçirirken, telefonuma bir mesaj düştü.Çağdaş bir şeyler yazmıştı. Ayşemm diye çığlığını duyabiliyordum. Her şey planlar dahilinde işliyordu. Telefonu elime aldım. Tevfik, konuşmaya başladı;

“Ayşem , üzgünüm ve nasıl söyleceğimi bilmiyorum.”

“Tevfik, aklına ilk gelen kelime ile lütfen…”

” Metaztas olmuşsun Ayşem… Şu anda görebildiğimiz bel ve kalça kemiklerine yayılmış durumda… Acil PET  çekilmesi lazım…”

Sessizlik. Teleofon elimde Çağdaş’ın mesajına bakıyorum..

“Ayşemmm, Gözde ve Murat’ın pastası Buzzfeed de 24 pastanın ilk sırasında…”

buzzfeed

24 Stunning Wedding Cakes That Won 2016

İşaretlere inanıyorum. Hayatımla ilgili kötü haber alırken, hayatımla ilgili en güzel haberi de almaktaydım. Sen ne olsan ne yapardın? … İlk işaret buydu. Düşmem gereken bir noktada Çağdaş elini uzatmıştı. Hem de hiçbir şeyden haberi yokken. Sen olsan kime teşekkür edersin. Gerçekleşen sonuca mı, yoksa o sonuca vesile olanlara mı?…

IMG_1333

Çağdaş Yoldaş Photography

Gülümsedim… İlk haber listesinde 7 kişi vardı. Hülya bağırdı, Dilek sessiz kaldı,Işıl araştırıyorum dedi, Sezer ağlamak için telefonu kapattı, Deniz şaşırdı, Murat sakin ol dedi, Memo ve Gigi akşam sendeyiz  diye bildirdiler. Haberin sindirilme zamanı. Beni sorarsan gitme ve gelme hali. Rüya ama açık gözle görülen cinsten ve bir dizi anlamını bilmediğim kelimeler.

Her şey bir yere kadar tamamdı. Asıl büyük olan kısım kanser değil, bu durumu bizimkilere açıklamaktı.Ağrılardan haberleri vardı ama bel fıtığı demiştim. Şimdi telefonda kanserin tekrarladığını nasıl söyleyecektim? Memo inanılmaz sakinlikte, telefonu konferansa alarak konuştu. Benim sesimi duymak istediklerinde ağzımdan çıkanlar şunlar olmuştu; ” 24 saat üzülme hakkınız var, ağlayabilir, kızabilir, bağırabilirsiniz… Ama süre sonunda beni karşıma lütfen aynı ruh hali ile gelmeyin sakın. Kaldıramam… Hiç görüşmeyelim daha iyi…” Sessizlik… Meğer bu sessizlikle çok defalar tanışacakmışım.

Ertesi gün annem, o anne kokulu kadın yanımdaydı. Beraber ağladık süre dolmadan önce…

“Anlaştık mı Anne? Anlaştık… Senle ne yapalım biliyor musun? Senin o çok meşhur poğaçan var ya.. Ondan istiyorum. Yapalım mı? Hadi yapalım. Yaparken de sana yeni öğrendiğim kelimeleri açıklayacağım….”

DSC_0231

Anlat dedi bana ve anlattım ona;

Metastaz; Organizmanın herhangi bir yerinde oluşan bir hastalığın başka bir yere sıçraması, yayılması. Hekim terimi oluyor kendisi. “İyi huylu olmayan kanser hücrelerinin başladığı yerden vücudun başka bölgelerine yayılarak yerleşmesi durumuna metastaz denir. Yani tümörler sadece bulundukları doku ve organa zarar vermek ile yetinmez, çevresindeki organ ve dokulara da yayılarak onlara zarar verebilirler Kanser hücrelerinin damarlar aracılığı ile kan veya lenf kanalları yolu ile lenf bezlerine sıçrayarak yayılma durumu mevcuttur. Bazı istisnalar ile birçok kanserli hücre tipi, bulunduğu tümörden dış etkenler yolu ile veya etlken olmaksızın kendiliğinden ayrılarak, dolaşım sistemine veya lenf sistemine bulaşabilir (glioma ve bazal hücre karsinoma çeşitleri metastaz yapmaz). Ayrılmış olan kanser hücresi vücudun içinde dolaşır iken herhangi sağlıklı bir dokuda kendini sabitleyerek, bu bölgede gelişimine devam edebilirler.Fakat bu yayılma süresi boyunca kanserli olan hücreler oluşmaya başladığı doku veya organdan başka bölgelere sıçrayıp yerleşse de en başta ortaya çıktığı tümör ile aynı ismi taşır. Bir başka deyiş ile akciğer kanseri beyne sıçrama durumu muhtemeldir. Böyle bir olay söz konusu olduğu zaman beyin kanseri olarak bir adlandırma tabii ki söz konusu olamaz, çünkü beyindeki bu hücreler akciğer kanserinin hücreleridir. Böyle bir durum gerçekleştiği zaman hastanın durumu meta statik akciğer kanseri olarak belirtilir. Alıntı: http://www.ateskarateke.com/metastas-nedir#Kemik_Metastazi

Kısacası bendeki durum Kemik kanseri değil. 2.5 sene önce yaşanan meme kanserinin kemikte başlayan metastazı olamakta, en kısa haliyle de “Meme Metastazı” denmekte…

“Ee.. Anne, bunları üstten kapatıp, koyuyorsun tepsiye?… Peynir eridiğinde dışarı çıkması az oluyor, üstü açılsa bile görüntüsü güzel… “

pogaca

PET: PET/CT ile kanser haritası çıkarılarak bu hastalık ile etkin bir mücadele sağlanıyor. Pozitron emisyon tomografisi (PET) teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (CT) ile birleştirilerek, bir çok hastalığın teşhisine olanak sağlayan çok önemli bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. Benim anladığım; dışarda olan şu; Bir şırınga ile vucuda radyasyon enjekte ediliyor. Arkasından keçi boynuzu tozu ile tatlandırılmış bir litre su içiyorsun ve yaklaşık bir saat bekledikten sonra tomografiye alınıyorsun. İçerde olan şu; şekerli su kanserli hücrelere tutunuyor. Radyasyonda da görünürlülüğünü sağlıyor. Böylece yayılma durumunu, yoğunluğun nerde olduğunu doktorlar, konu, komşu herkes açık seçik şekilde görüyor. Ve bunun üzerine çalışmalar başlıyor…

“Anne, çörek otu istiyorum. Canım çekiyor. Onu serpsek üstüne?… Susam da olur istersen kızım.. Bu tepsiyi çörek otlu, diğerini susamlı yaparız. Bebeler de yer…”pogaca1

Hikayenin girişi bu kadar. İnan ki pek çok cümle var daha yazılacak… İsimlerinden bahsedilecek çok yürek var. Sen de burda olacaksın. Seviyorum seni…

Ve bütün bunlar olurken bir taraftan da bazı gelişmeler…

Detay açıklamaktan ziyade sizi sayfaya yönlendirmek istiyorum. Yok sonra sınava çekmeyeceğim… Ama takip etmekte fayda var. Çünkü orda her an, her şey olabilir. Benden söylemesi….

Ve “Anne” Poğaçası sitede yerini aldı bile… Hayırlı olsun mu?.. Olsun…

www.tariftentabaga.com

tariften

Etiketler:
Kategori: Tarifler
{ 12 Yorum }
  • 03 Şubat 2017 tarihinde Sezer tepe dedi ki;

    Telefonu kapattım derin bir nefes aldım. Gözlerim telefon ekranını gormüyordu. Sildim göz yaşlarımı. Son kez ağladım ve okumaya başladım Metastas nedir. Okudum. Korktum. Ama okudukça yolumuz açık dedim .
    Ve kendi aramızda bir iletişim ağı kurduk aslında sen bile inanamadin haber agimiza. Senin sayende hiç yüzünü görmediğim ama telefonda yureklerimizi açtıgimiz insanlar olduk. Hulyacim selam olsun burdan sana.
    Kanadım oldun. Senin kanatlarinla çıktım karanlıktan. Sıra sende patron tutun o kanatlara birlikte uçalim bahara. Seni seviyorum sarışın.

  • 03 Şubat 2017 tarihinde yeliz dedi ki;

    Seni çokkkk seviyoruzzzzzz😙😙😙😙😙

  • 03 Şubat 2017 tarihinde Berceste dedi ki;

    Seni seviyorum çılgın sarışın :)
    Herkes sarışın diyor da, o içindeki koca yüreği kaç kişi görüyor bilmiyorum ama onu da gören çok bence… Çünkü için dışın bir. Dünya tatlısısın…

  • 03 Şubat 2017 tarihinde Berceste dedi ki;

    Ha bi de, sevip alışamadım şu yeni siteye ve yorum yazma kısmına vesselam!

  • 03 Şubat 2017 tarihinde Gülcan Özdemir dedi ki;

    Sizi bir defa gördüm Ayşem hn. Ama o kadar sicak, bi o kadar samimiydiniz ki, uzun zamandir taniyormuşcasina hissettirdiniz. Butun olumsuzluklara rağmen inadina o güzel gulusunuzle güçlü durmaya devam edin. Samsun da bana yâr olan o beyaz gül var ya; iste o renkte bir sayfa açin hayatinizda ve bu sefer yaziniZda sadece anne kurabiyesi tarifi olsun olur mu…

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Gökçe dedi ki;

    Sizi şahsen tanımasam da takip ettiğim andan beri ne kadar hayat dolu, pozitif ve iyi yürekli bir insan olduğunuz konusunda hiç şüphem olmadı. Hep severek, özenerek yaptığınız işleri gördüm, izledim. Başlarda sebebini bilmediğim, bir şekilde hissettiğim ama şimdi nedenini anladığım bu duruşunuz beni inanılmaz etkiliyor. Şuan okuduğum mesleği yapmaya çalışırken bir yandan da pastacı olma hayali kuran, nasıl yapmalıyım, nereden başlamalıyım diye düşünüp duran birisiyim ve sizi kendimce tanıdıkça hayallerden hiç bir zaman vazgeçmemek gerektiğini ve umudu her zaman korumak gerektiğini öğreniyorum. Bana ilham veriyorsunuz bunu bilin istedim. Geçtiğiniz bu zorlu dönemden daha güçlü ve hayat dolu çıkacağınıza eminim. Bütün iyilikler ve güzellikler sizinle olsun.

    Sevgiler..

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Mümkün olduğunca sizin yanınızdayım… Dileğiniz dileğim olsun… Sevgiler

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    O beyaz gül size gelecekmiş… Beraber yazalım o sayfaları. Sevgilerimle..

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Kırmızılım her an sayfayı değiştirebilirim. 😀

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Kırmızılım, o gece hep aklımda… Sohbetimiz. Bugünlere geldik ya. Gerisi boş. Seni seviyorum. İyi ki varsın.

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Kalp kalbe karşı Yelizim :)

  • 04 Şubat 2017 tarihinde Ayşem Öztaş(Yazar) dedi ki;

    Birlikten kuvvet ve aşk doğacak…

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad:
    Yorum:

    Ayşem Öztaş

    O sanatçı, O pastacı, O sihirbaz, O becerikli, O yaratıcı, O sabırlı, O sevgi dolu, O hayatı işiyle bütünleştirebilen nadir insanlardan, O anne, O hayat dolu, O insanla, O sevgili bir eş…

    1972 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu. Yaklaşık 10 yıl Ankara’da ve 3 Yıl Istanbul’da geçen ağırlıklı Elektronik sektöründe geçen satış ve pazarlama üzerine iş hayatı… Hep insanla hep müşteri ile hep hayatın içinde.

    Devamını Oku...

      James Oliver